Sitemizdeki var olan binlerce üyelik, altyapı yenilemesi sebebiyle kaldırılmıştır. Yeniden hızlıca üye olup>> soru gönderebilirsiniz.

Selamün Aleyküm Hocam. Bildiğiniz gibi 2017 Hac kayıtları devam ediyor. Babama Hac nasip olmadı.  Birkaç sene önce vefat etti ama ''Benim yerime vekaleten Hacca gidin'' diye vasiyet etmedi. Anam hayatta. Ömründe hiç Hacca gitmedi. Hacca gidecek olan kadının mahremi olması lazım. Bana vekaletini verdi ama babamın yerine gidesim var. Anam ve Babam arasında kararsız kaldım. Önceliği kime verim hocam? bilal tarafından yazıldı. Kategori: Soru - Cevap

*******

Ve aleyküm selam kardeşim;

Mâlumunuz üzere ölüm, yaşlılık, devamlı hastalık, kadınların birlikte yolculuk yapacak mahremlerinin bulunmayışı gibi sebeplerle bizzat haccedemeyecek kimselere vekâleten yapılan hac, onlar adına yapılmış olur. Bu durumdaki kimselerden, üzerlerine hac farz olmuş olanların, bedel göndererek vekâleten hac yaptırmaları gerekir. Vekâleten yapılan hac ile bunların hac borçları eda edilmiş sayılır.

Üzerlerine hac farz olduğu halde, kendileri haccetmedikleri gibi, bedel de göndermeden vefat eden kimselerin ise, kendi yerlerine haccetmek üzere bedel gönderilmesini vasiyet etmeleri gerekir. Şayet vasiyet etmişlerse bıraktıkları mirasın üçte biri, bedel gönderilecek kişinin masrafını karşıladığı halde, mirasçılar bedel göndermezlerse, Allah katında sorumlu olurlar. Mirasın üçte biri bedelin masrafını karşılamazsa veya ölenin bu hususta vasiyeti yoksa, mirasçılar bedel göndermekle sorumlu olmazlar.

Ancak, vasiyet olmasa veya mirasın üçte biri bedel göndermeye yetmese bile, mirasçılar masrafını kendileri karşılayarak onun adına hacceder veya ettirirlerse, yükümlünün hac borcu ödenmiş olur. 

Rivayet edildiğine göre Has‘am kabilesinden bir kadın Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) gelerek, babasının binek üzerinde duramayacak kadar yaşlı olduğunu söylemiş ve kendisinin onun adına haccedip edemeyeceğini sormuş, Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) de buna izin vermiştir. [Bkz. Buhârî, Sahih, Hac, 1; Müslim, Sahih, Hac, 407]

Sizin meselenize gelince…

Babanız vekâlet verip vasiyyette bulunmadığına göre, fıkhen / hukuken / şer’an  mecbur olmamakla beraber, diyâneten / ahlâken onun adına haccetmeniz güzel olur ve o da borcundan kurtulmuş olur. Aynen maddî / para borcunu ödediğinizde o borçtan kurtulduğu gibi

Annenizin şayet ‘kadınlık-mahremlik’ dışında sürekli bir sağlık, yaşlılık / takatsizlik problemi yoksa, onun adına vekâletiniz caiz olmaz. Yapacağınız hac kendinize ait olur. O bakımdan öncelikle vefat etmiş bulunan babanızın borcunu îfa ettikten sonra, annenizin adına da gitmek yerine, bir evladı-mahremi olarak yanında bulunup ona da haccettirmeniz gerekir.

Fıkhî bilgiler çerçevesinde âcizane mülâhazamız bu yöndedir.

Bununla birlikte size tavsiyemiz; hacla-umreyle alakalı meselelerinizi, Hisar Turizmi’mizin güzide rehberlerine-hocalarına danışıp onların gösterdiği istikamette hareket etmenizdir. Çünkü onlar hac-umre ibadetleri ve sürekli bu meselelerle haşir-neşir oldukları için mevzuya daha hâkimdirler. Cevapları da daha isabetli olur.

Ayrıca hatırlatmış olalım; bütün bu anlattıklarımız Hanefî mezhebine göredir.

***

Sadedinde olduğumuz mesele Şâfiîler'e göre ise şöyledir: Üzerine hac farz olduğu halde, haccetmeden vefat eden kişinin, bu hususta vasiyeti olmasa ve mirasının üçte biri hac masrafını karşılamasa bile, mirasçılar mirasın tamamı ile, onun adına haccetmek veya ettirmekle yükümlüdür. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) haccı diğer kul borçlarına benzetmiş ve Allah hakkının ödenmeye daha lâyık olduğunu ifade etmiştir. [Buhârî, Sahih, Cezâü's-Sayd, 22]

Kendisine hac farz olduğu yıl, hac için yola çıkan fakat haccedemeden vefat eden kişinin bedel gönderilmesini vasiyet etmesi gerekmez ise de üzerine hac farz olduğu yıl haccetmeyip, daha sonra hac yolculuğuna çıkan kişi hac edemeden vefat ederse, yerine bedel gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir. Bu durumda bedel, İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'ye (rh.) göre bu kişinin memleketinden, İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'e (rahımehumallah) göre ise, vefat ettiği yerden gönderilir.

***

Farz olan hac için vekâlet şartları nelerdir

Farz olan haccın bedel tarafından yapılan hacla eda edilmiş sayılabilmesi için;

1. Adına haccedilecek kişi vefat etmiş veya yaşlılık, iyileşme ümidi olmayan hastalık, kadın da birlikte yolculuk yapacağı mahreminin bulunmaması gibi sebeplerle, bizzat haccetmekten devamlı olarak âciz olmalıdır. Bizzat haccetmekten devamlı olarak âciz olduğu hususunda galip zan (kuvvetli tahmin) bulunan kişi, adına vekâleten haccedildikten sonra haccedebilecek hale gelse bile, vekilin yaptığı hacla borcu ödenmiş olur. Fakat acz hâli geçici olan veya bizzat haccedebilecek durumda olan kişi adına vekâleten yaptırılan hac nâfile olur; ayrıca kendisinin haccetmesi gerekir.

2. Adına haccedilecek kişiye hac, önceden farz olmuş olmalıdır. Üzerine hac farz olmayan kişi adına vekâleten yapılan hac nâfile olur. Bu kişiye daha sonra hac farz olursa, bizzat haccetmesi, hac etmekten aciz olması halinde ise, tekrar bedel göndermesi gerekir.

3. Bedel gönderilecek kişi Müslüman, akıllı, ergenlik çağına ulaşmış veya mümeyyiz olmalıdır. Henüz bülûğa ermemiş mümeyyiz çocuk, bedel olarak başkası adına haccedebileceği gibi kadının da başkası adına vekâleten haccetmesi câizdir. Hanefîler'e göre bedel gönderilecek kişinin, daha önce haccetmiş olması efdâl ise de şart değildir. Şâfiî ve Hanbelîler'e göre, vekilin daha önce haccetmiş olması gerekir.

4. Vekil, ihrama girerken sadece gönderen adına niyet etmelidir. Vekil kendisi için de niyet eder veya birkaç kişiden vekâlet alıp her biri için niyet ederse, kendi adına haccetmiş olur, aldığı paraları iade etmesi gerekir.

5. Vekil için ücret şart koşulmamalıdır. Çünkü hac ibadettir. İbadetler ücretle değil ancak Allahu Teâla'nın rızâsını kazanmak için yapılır. Vekil hacla ilgili masrafları için kendisine verilen parayı israf etmeden ve aşırı kısmadan, normal şekilde harcar. Artan miktarı dönüşünde iade eder. Bunun geri alınmayıp hediye olarak vekile bırakılmasında bir sakınca yoktur.

6. Bedel gönderilen kişinin hac masrafı, gönderen tarafından karşılanmalıdır. Başkası adına, kendi parasıyla hacceden kişi, kendisi için haccetmiş olur. Bu haccın sevabını başkasına bağışlayabilirse de bununla o kimsenin üzerindeki hac borcu ödenmiş olmaz. Şâfiîler'e göre ödenmiş olur.

7. Adına haccedilen kişi, kendisi için haccetmesini vekilden istemiş olmalıdır. İzin veya vasiyeti olmadan, bir kimse adına başkası tarafından yapılan hac ile, o kimse üzerindeki hac borcu düşmez. Şâfiîler'e göre düşer.

8. Vekil, haccı bizzat kendisi yapmalıdır. Hastalık, tutuklanma gibi bir mazeretle gönderenin bilgi ve izni dışında, vekil görevi başkasına devrederse, aldığı parayı iade etmesi gerekir. Ancak bu konuda yetkili kılınmışsa, yerine başkasını vekil edebilir.

9. Vekil, gönderenin isteğine uymalı, onun istediği haccı yapmalıdır. İfrad haccı istenildiği halde, vekil temettu‘ haccı yaparsa, gönderen adına değil, kendi adına haccetmiş olur, aldığı parayı iade etmesi gerekir. İfrad haccı istenildiği halde, kırân haccı yaparsa, İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'ye (rh.) göre hüküm yine aynıdır. İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'e (rahımehumallah) göre ise, istihsânen gönderen adına haccetmiş sayılır. Gönderen, ifrad, temettu‘ veya kırân haccından birini ismen belirtmeksizin, sadece “hac yapılmasını” istemişse, ifrad haccı istemiş olduğu kabul edilir. Ancak “dilediğini yap” gibi bir ifade ile seçimi vekile bırakmışsa, vekil dilediği haccı yapabilir.

10. Adına haccedilmesini vasiyet eden kişi, sarfedilecek paranın miktarını ve vekilin nereden gönderileceğini belirlemişse, buna uymak gerekir. Şayet belirlememişse, vasiyet edilen para veya mirasın üçte biri yeterli ise, vekil adına haccedilecek kişinin memleketinden, yeterli değilse yettiği yerden gönderilir.

11. Vekil, gönderen adına yapılacak menâsiki tamamlamadıkça kendisi için umre yapmamalıdır. İster hac, ister umre için gönderilmiş olsun, vekil ancak gönderen adına yapılacak menâsiki tamamladıktan sonra, kendisi için umre veya hac yapabilir. Aksi halde yolculuğu kendi adına yapmış sayılacağından aldığı parayı iade etmesi gerekir. Başkası adına yapılacak nâfile hac için, vekilin Müslüman, akıllı ve mümeyyiz olması, adına haccettiği kişi için ihrama girmesi ve haccı ücret karşılığı yapmaması şartları yeterlidir. Başkası adına hacceden vekil, haccı ifsat ederse aldığı parayı iade eder. İradî olarak işlediği cinayetler için ödenecek fidye ve ceza kurbanlarının bedellerini kendisi karşılayacağı gibi, gönderenin izniyle bile olsa, temettu‘ veya kırân haccı yaptığı takdirde, kırân ve temettu‘ hedylerini de kendi parasıyla keser. İhsâr kurbanı ise, gönderenin parasından kesilir. Çünkü bunda vekilin kusuru ve dahli yoktur.

Bu ve benzeri meselelerinizi bize sormak yerine aşağıdaki linke bakabilirsiniz:

http://hisarturizm.com.tr/umre-sikca-sorulan-sorular/

Go to top