Avrupa'da helal et ile alakalı büyük tartışmalar var malumunuzdur !

Diyanet şu anda kurşunlanma ve elektrikli voltajla kesilen hayvanların etlerinin yenmesi helaldir hiçbir sakınca yoktur diye fetva yayınladılar peygamber efendimiz hayvanlara eziyet vermeden onları kesiniz diye buyurduklarını naklederek eğer o zaman bu teknoloji olsaydı Rasulullah efendimizde bunun kullanılmasını uygun görürlerdi diyorlar ....... bununla alakalı bizden bir cevap istiyorlar  bu hususta bize yardımcı olabilirmisiniz                       

Böyle bir durumun sualini arkadaşlar bize ulaştırdı

Ehline arz ettim

Cevabınızı lütf etseniz

Soru: Mesut Dağdağan tarafından yazıldı. Kategori: Soru – Cevap

*******

Selamün aleyküm.

Değerli kardeşim;

Söz konusu metodla kesilen hayvanın eti, çok da sağlıklı olmamakla beraber, ölmeden evvel kesildiği takdirde şer’an / dinen eti yenebilir. Fakat meseleye ihtiyat ve takva penceresinden baktığımızda, bu nevi kesimlerden sakınmak gerektiği de açıktır. Ayrıca bu usûlle kesilen bir hayvan kurban olmaz, olamaz. Neden olamadığına dair açıklama aşağıda gelecek.

Nitekim bu meseleyle alakalı, takriben 15-16 sene öncesi, yani bu işlemin ülkemizde ilk uygulanmaya başladığı 2000’li yılların başlarında, Fazilet takviminde ‘Kurbanı şokla bayıltıp kesmek caiz midir?’ başlığı altında bir açıklama yapmıştık. Daha sonraki yıllarda bu yazıyı genişçe bir makale haline getirip internette de yayınladık. Bkz. http://www.ihyaforum.com/halis-ece/342-kurbani-sokla-bayiltip-kesmek-caiz-midir.html

Meselenin ehemmiyetine binaen, sayfanın açılıp açılmamasını da göz önüne alarak yazıyı aynen kopyalıyoruz. Lütfen dikkatlice okuyunuz.

***

“Kurbanı şokla bayıltıp kesmek caiz midir?

KURBANLIK HAYVANLAR VE BUNLARDA ARANAN ŞARTLAR

Kurban edilecek hayvanlar; 

Koyun, keçi, sığır, manda ve devedir. 

Vahşi hayvanlardan kurban etmek caiz değildir. 

Çiftleşen hayvanlardan doğan yavrunun annesi ehlî ise erkeği vahşî de olsa bu yavrudan kurban etmek caizdir. Çünkü hayvanlarda yavru anneye tâbidir. 

Ayrıca;

Yaradılıştan boynuzsuz, burma, yemini yiyebilen delirmiş hayvan, 

Çok zayıflamamış olan uyuz hayvan, 

Yaradılıştan kulakları küçük olan hayvan, 

Dişlerinin azısı düşmüş veya dişleri olmadığı halde yemini yiyebilen ve otlayabilen hayvanlardan da kurban etmek câizdir. 

Koyun ve keçinin bir yıllığı kurban edilir. Ancak altı ayını doldurmuş olan kuzu annesinden ayırt edilemeyecek kadar gösterişli ve semiz ise kurban edilebilir. Oğlak için bu durum geçerli değildir. 

Sığır ve mandanın iki, devenin ise beş yaşında olanı kurban edilir. (1) 

Koyun ve keçi bir kişi adına kurban edilebilir. 
***
KURBANDA ORTAKLIK 

Sığır ve deveye ise birden yediye kadar kişiler ortak olabilir. Ancak ortaklardan her biri Müslüman olmalı ve kurban niyetiyle ortaklığa girmiş bulunmalıdırlar. Et yeme maksadıyla ortaklık kurulursa veya birisi et yeme maksadıyla ortaklıkta bulunursa hiç birisinin kurbanı yerine gelmiş olmaz. Sığır veya deveyi kurban etmek üzere ortaklık kuranlardan her birinin vacip olan kurban niyetleri şart değildir. Ortaklardan bazısı vacip olan kurban, bazıları nafile, bazıları keffâret kurbanı, ceza kurbanı, Hacc-ı temettü veya Hacc-ı kıran kurbanı, nesîke/akîka kurbanı gibi değişik niyetlerle oraklıkta bulunabilirler. Kurban kesildikten sonra et, tartı ile eşit şekilde paylaşılmalıdır.(2) 
***

“HAYVANLARA ACIMA” İSTİSMARI

Bilindiği gibi her yıl ülkemizde ve Müslümanların yaşadığı dünyanın diğer yerlerinde Kurban Bayramlarında milyonlarca hayvan kesilmektedir. Ümit ediyoruz ki, bu yıl bu rakkam daha da artmıştır. Kurban Bayramının dışında ise rutin olarak et ihtiyacının karşılanması için zaten milyonlarca hayvan kesilmeye devam ediyor. 

Yine her av mevsiminde sırf bir eğlence ve sözde spor maksadıyla on binlerce vahşî hayvan öldürülüyor. 

Ayrıca denizlerde balık avlanıyor. 

Miladî yılbaşında kesilen milyonlarca hindinin ise hesabını soran yok. 

Ama sıra Kurban Bayramında ibadet kastıyla kesilen hayvanlara gelince, kıyametler kopuyor, koparılıyor bazı “hayvanseverler” tarafından… 

Vaziyet açıkça görülmektedir ki, bu bir çifte standarttır; temcit pilavı gibi her yıl tekrarlanıp durmaktadır. O bakımdan tabii ki Müslümanların bu konuşulanlara itibar etmeleri, bu gürültülere kulak vermeleri beklenemez. Onlar yine her yıl olduğu gibi, hiç şüphesiz gönül rahatlığı ile kurban vecibelerini ifa edeceklerdir. 

Beslenme zincirinin en mühim halkası, hayvanlardan elde edilen proteinlerdir. Bu sebeple atalarımızın tabiriyle, “Aşırı merhametten maraz hâsıl olur” diyoruz. Kısacası dileyen et yemeyebilir, yani vejetaryen olabilir. Bu da sadece o kişileri ilzam eder, yalnızca onları bağlayan bir durumdur. Hiç kimse başkalarını vejetaryen olmaya zorlayamaz. 

Kurban ibadetine karşı çıkanların öne sürdükleri sebeplerden biri de; her sene sağda-solda, sokak aralarında her önüne gelenin hayvan kesmesi... Bunun da çirkin bir manzaraya sebep olduğu iddiası yanında, insan ve çevre sağlığına zarar veriyor olmasıdır. İnsan ve çevre sağlığı için daha düzenli kesimlerin yapılması gerektiği doğrudur ve bu hususta belediyelere/mahallî idarelere iş düşmektedir. Ki, onlar da vazifelerini gereğince yapma gayreti içerisindedirler. Son senelerde bu durum, daha belirgin bir şekilde de görülmektedir. Özellikle büyük şehirlerimizde… Ayrıca iddia edildiği üzere “çirkin bir manzara” fikrine de katılmak mümkün değildir. Zira Müslüman bir ülkede tabii ki insanlar kurban kesecektir. 

Bir başka sebep ise, kesilirken hayvanın çektiği acı meselesi... (Hemen antrparantez belirtelim ki, kurbanlık hayvanlar da şehittir, ancak şehitlerin duydukları kadar bir acı hissederler.) 

Hayvanseverlerimiz buna tedbir olarak da, hayvanın şoklama metodiyle kesilmesi gerektiğini öne sürüyorlar. Nitekim “İlla da şoklanarak kesilmeli” diyenler, geçmiş yıllarda televizyonlarda bolca boy gösterdiler. Hatta “şoklama”nın nasıl ve ne şekilde yapılacağını dahi uzun uzun anlattılar, tartıştılar... Bu sene de, az veya çok mutlaka seslerini duyurmaya çalışacaklarında kuşkumuz yok. 

Ancak bütün bunlar bir kenara, kanaatimizce unuttukları çok önemli bir şey var; Türkiye''de şoklama tesisinin olup olmadığı… Oysa ülkemizde doğru-dürüst böyle bir sistem yok. Ama buna rağmen, “Olmazsa olmasın, ne fark eder; kurban mutlaka şoklanarak kesilmeli” diyenlerin de yine, günlerce medyayı işgal ettiklerini biliyoruz. Bazı “veterinerler” ise, garip-enteresan açıklamalarda bulunmuşlar ve “Ülkemizde ilkel şartlarda kesilen etler, insanları zehirler!” deyivermişlerdi… Bunun üzerine neredeyse her vatandaşın, tanesi 1 buçuk 2 bin YTL. civarında olan “şoklama makineleri”nden birer adet almalarını savunanlar bile çıkacaktı. 

Oysa bildiğimiz kadarıyla bu işe, daha mezbahalarda bile geçilebilmiş değil. Neyse ki Allah''tan tartışma uzun sürmemiş; bu arada sağolsun Diyanet’imiz de hemen imdada yetişmiş ve bunun caiz (!) olduğuna dair fetvayı basıvermişti.... 
***

KURBAN OLMASI CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR

Dilerseniz sözü fazla uzatmadan meseleyi imkânımız nisbetinde ele alıp tahlil etmeye çalışalım. 

Malum olduğu üzere bir hayvanın kurban olabilmesi için, kurbanlıkta aranan şartlara sahip olması lâzım. Bu şartlar da umumi manada “sıhhat” olarak ifade edilebilir. Bir hayvanın kurban olmasına mâni olan unsurlar, fıkıh kitaplarında uzun uzadıya anlatılmıştır. Hayvanın belli bir yaşta olması, sağlıklı olması ve sâire... Nitekim Bera bin Âzib’den (r.a.) rivâyet olunan hadîs-i şerifte Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 

“Dört şey kurbanlıkta câiz değildir: 

1. Açıkça belli olan körlük, 

2. Açıkça belli olan hastalık, 

3. Belli olan topallık, 

4. İliği kurumuş derecede zayıflık.” (3) 

Müçtehitlerimiz de bu dört kusura kıyasen, başka birtakım kusurlar daha saymışlardır. Şöyle ki: 

- İki gözü veya bir gözü kör, 

- Dişlerinin çoğu düşmüş-dökülmüş, 

- Kulakları kesilmiş, 

- Burnu kesilmiş, 

- Boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış, 

- Kulağının veya kuyruğunun yarısından çoğu kesilmiş veya kopmuş, 

- Memelerinin başları kopmuş, dolayısıyla yavrusunu emziremeyen, memesi kurumuş veya memelerinden birisi sütten kesilmiş olan koyun-keçi ile memelerinin ikisi sütten kesilmiş sığır ve deve, 

- Kesileceği yere gidemeyecek derecede topal, 

- Dört ayağından biri kesilmiş, 

- Kemiğinde ilik kalmayacak kadar zayıflamış durumda olan hayvanların da kurban edilmeleri caiz değildir. 

- Keza pislik yiyen hayvanlar da etindeki pislik temizleninceye kadar tutulmamış ise kurban olmazlar. 

Bu mevzuda âlimlerden bazıları şöyle bir umumi kaide koymuşlar ve, "Hayvandan tam olarak, güzelce istifadeye mâni olan her kusur kurbana mânidir" demişlerdir.

Binaenlayeh kusur bu durumda değilse kurban olmaya engel olmaz. Kurbana mâni olan bu kusurlar zengin içindir. Zengin, kurban edeceği hayvanı bu kusurlardan biri bulunduğu halde satın alırsa veya satın aldıktan sonra bu kusurlardan birisi meydana gelirse bu hayvanları kurban edemez. Fakir için ise her hâlükârda kesebilir, caizdir. (4) 

Yukarıda zikredilen bu kusurlar kendisinde bulunan bir hayvan, Allah Teâlâ’ya kurban olarak takdim edilemez. 
***

"KURBANI KESİN, AMA ELEKTRİK ŞOKU VERMEYİN"

Bütün bu izahlardan sonra şimdi gelelim elektrik şokuyla kurbanlık hayvanı bayıltarak kesme metoduna... 

Her şeyden önce bu hususta karşımıza, dikkat etmemiz gereken iki ayrı mesele çıkmaktadır: 

1. Şoklanarak kesilen bu hayvanın, mutlak olarak etinin yenilmesinin caiz olup olmadığı… 

2. Kurban olarak kabul edilip edilmemesi… 

Bir defa uzmanların verdiği bilgiye göre, kafasına pimi yiyen hayvan, 1,5-2 dakika içinde veya biraz daha fazla bir zaman zarfında ölebilir. Yani artık hayvan bir çeşit “bitkisel” hayata girmiştir. Kısa süre zarfında kesilmeyecek olursa ölür, zira hayata geri dönüşü yoktur, şayet dönebilirse de sağlıklı olması imkânsızdır. Çünkü verilen şok, hayvanın, yukarıda kurban olmasına mâni olarak saydığımız uzuvlardan herhangi birini bile değil, en önemli hayatî organı olan beynine tesir ediyor. 

Bu durumdaki bir hayvan, eğer ölmezden önce kesilemezse dinen murdar olur, eti de yenmez.

Ancak şoklanan hayvan hemen kesilmiş, ölüm de bu kesimle gerçekleşmişse, bunun eti yenilebilir. Ölüm kesimle gerçekleşmiş, şart yerine gelmiş kabul edilir. Bununla birlikte ülkemizin yetiştirdiği değerli bilim adamlarımızdan Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun, kendisiyle yapılan bir röportajda şunları söylediğine şahit olmaktayız: 

Fesalli li-rabbike ve’nhar’, yani ‘Rabbin için namaz kıl, kurban kes’ deniliyor. ‘Kurbanı kesin’; ama dikkat edin, elektrikli şok vermeyin. Elektrik şokuyla olmaz. Elektrik şoku damarların geçirgenlik seviyesini (permeabilite) yükselterek, kanda dolaşan idrarın ete geçmesine sebep olur.”(5) 

Bu mevzuda bu görüşlerin de gözardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. 

Elektrik şoku ile bayıltılan hayvanın kurban olarak kabul görüp görmediğine gelince…

Bu hususta da hemen karar vermezden önce meseleyi iyi düşünmek, etraflıca ele almak gerektiğine inanıyoruz. 

O bakımdan şimdi gelin, bu bilgiler ışığında sâkin kafayla, hayvanın sadece murdar olmadan kesilip etinin yenilebilir olması üzerinde değil de, kurban olup olamayacağı hususunu iyi bir düşünelim… 

Ayağı sakat, boynuzu kökünden koparılmış veya bir gözü çıkarılmış hayvan, bu kusurlarından dolayı kesilmeye ehliyetli kabul edilmezken, nasıl oluyor da beyni sakatlanıp meflüç hâle gelmiş, yerinden kalkamayan ve belli bir süre sonra ölmesi ya sakat kalması muhtemel bir hayvan sağlam kabul edilerek kurban olmasına cevaz verilebiliyor? Halbuki bu iş, tekrar uyanmak üzere bir bayıltma veya uyutma ameliyesi olmaktan öte, bir nevi hayvanı ölüm ya da felçli bir hayat yolculuğuna uğurlayıştır! 

Sonuçta, veteriner ve uzmanların bu alanda daha çok çalışması gerektiğini… Kurbanların kesilmesinde titiz ve dikkatli davranarak, bilinen usûllerin takip edilmesinde isâbet ve fayda olduğunu düşünüyoruz. O usûlü de Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle tarif ve tavzih ediyorlar: 

Hakikaten Allah, her şeyi güzel ve uygun bir şekilde yapmanızı üzerinize farz kılmıştır. Şu halde birisini öldürdüğünüz zaman bile öldürmeyi güzel yapın (işkence etmeyin, uzatmayın) ve bir hayvanı kestiğiniz zaman da güzel ve uygun bir şekilde kesiniz. Herhangi biriniz bir hayvanı kesmek istediğinde önce bıçağını bilesin ve hayvanı çabuk keserek ona eziyet etmesin. ” (6) 

Hâsılı gücü yeten her Müslüman, ceddimiz Hz. İbrâhim’in (a.s.) sünnetine uyup, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) târif ettiği bu usûlle kurbanını kesmelidir. 


DİPNOTLAR
(1) Bilmen, Ömer Nasuhi, B. İslâm İlmihali, İstanbul 1966, 410; Serahsî, el-Mebsût, Kahire 1324-31, 12, 9-10; Kâsânî, Bedâyîu's-Sanâyi', Kahire, 1327-28/1910, 5, 69-71; el-Fetâva'l-Hindiyye, 5, 297. 
(2) Bilmen, Ömer Nasuhi, a.g.e.,, 411; Kâsânî, a.g.e., 5, 71-72; Damad, Mecmau''l-Enhur, İstanbul 1328, 2, 521. 
(3) Ebû Dâvud, Sünen, Edâhî, 6. 
(4) Bilmen, Ömer Nasuhu, a.g.e., 411-12; Serahsî, a.g.e., 12, 15-18; Kâsânî, a.g.e., 5, 75-77; el-Fetâva'l-Hindiyye, 5, 297-299; Damad, a.g.e., 2, 519-520. 
(5) http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=277861
(6) Müslim, Sahih, Sayd, 11.

Go to top