Saygıdeğer hocam;

Anlatacağım olaydan dehşete kapıldığım için, duyduğum  anda bu suali sormak icab etti. İnternette cevap alabileceğim tek yerde burasıdır. Hocam bizim köyde küçük baş hayvancılğı yapılmakta, dolayısı ile çoban köpekleri de yaygın, lakin bu köpeklerin kısırlaştırılması sürekli olmadığı için (veterinerlerin dediğine göre ancak 1 yıla kadar oluyormuş, her hamile kalan köpek de 10 ile 15 doğuruyor) bunların Anası koyun-davar peşinde olacağı için yavrularına bakamaz diye doğar doğmaz yavruların SATIRLARLA kafalarını kesiyorlar. Kimi de çuvala koyup uzak bir yere götürüp ölüme terkediyorlar. Köylünün yaptığı bu. Kendinlerince anası bakamaz diye böyle kökten çözüm bulmuşlar. Hocam dinen hükmü nedir?

 

*******

Değerli kardeşim;

Yüce dinimiz İslâm, hayvanları öldürmeyi ve onlara eziyet etmeyi yasaklamıştır. Haksız yere bir hayvan öldüren veya bir hayvana işkence eden kişinin, mutlaka tevbe istiğfarda bulununması gerekir. Bu, çok büyük bir densizliktir, zulümdür.

Kur’an-ı Kerim, kainatta her şeyin bir denge ile yaratıldığını bildirir. Mükevvenattaki bütün varlıklarda görülen denge Allah’ın varlığının birer işareti ve belgesidir. Kainattaki ekolojik dengeyi sağlayan en önemli unsurlarından birisi de hayvanlardır. Kur’an-ı Kerim ekolojik sistemin önemli üyeleri olan hayvanları, birer “ümmet” olarak isimlendirmekte ve “Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi ümmettir. Biz o kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler[En’âm suresi, 38] buyrulmaktadır.

Bu ayet-i kerimede, yeryüzündeki bütün canlıların insanlar gibi birer ümmet oldukları, tek hücrelilerden, omurgalılara, sürüngenlerden, ayaklarıyla yürüyenlere ve kanatlarıyla uçanlara kadar bütün canlıların müstakil birer varlık oldukları bildirilmektedir.

Allah Teala’nın yarattığı her şey güzeldir ve O’nun engin sevgisiyle yaratılmıştır. Bu hakikat Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifadesini bulmuştur: “O ki, yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır”. [Secde suresi, 7] Hayvanları da O yaratmıştır”. [Nahl suresi, 5]

Canlı-cansız yaratılmışların tamamı kendi lisanı halleriyle Allah’ı tesbih etmektedir. Nitekim Kur’an-ı kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey (herkes) O’nu tesbih eder. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah’ı tesbih eder.” [Cum’a suresi, 1] Yaratılmışların en şereflisi ve en üstünü olan insandan beklenen de, Allah’ı tesbih eden her varlığa şefkat ve merhametle muamele etmektir.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) sadece insanlara değil, bütün canlılara karşı merhametli olunmasını istemiştir. Bir hadis-i şeriflerinde, “Merhametli olanlara Rahmân olan Allah merhamet eder. Yerde olanlara da merhametli olun ki, gökte olanlar (melekler) da size merhamet etsin”. [Tirmizi, Sünen, Birr, 16]

Hadiste geçen “yerde olanlara” ifadesinin içine her çeşit canlı girmektedir.

Rasûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.v.) bu nasihatinin tarih boyunca Müslümanlar üzerinde çok müessir olduğu görülmektedir. İki Cihan Serveri’nden aldıkları bu öğütle hareket eden Müslümanlar, bütün canlılara merhamet ve musamaha ile bakmışlardır. Bu merhamet, sevgi ve tesamuh medeniyetinden hayvanlar da nasibini almışlardır.

Büyük gönül insanı Yunus Emre’nin (k.s.), “Yaratılanı sev, Yaratan’dan ötürü” şeklindeki sözü, atalarımızın kendi çevrelerine ve bu çevrede yaşayan her türlü canlıya karşı takındıkları tutumu çok özlü olarak dile getirmektedir.

Ecdadımız hayvanlara karşı olan sevgi ve merhametlerini, hayvan hastaneleri, kuş evleri, kuş hastaneleri ve hayvanları korumaya yönelik çeşitli vakıflar kurarak göstermişlerdir.

Hayvanlara iyi davranmanın, Cennet’e girmeye vesile olacağını bildiren Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), sahabîlere şu vak’ayı nakleder:

Yolda gitmekte olan birisinin susuzluğu artar. Hemen bir kuyuya inip suyundan içer. Kuyudan çıkınca, susuzluktan dilini çıkarıp soluyan ve rutubetli toprak yalayan bir köpekle karşılaşır. Adam kendi kendine; “bu hayvan da benim gibi susamış” deyip kuyuya tekrar iner. Ayakkabısına su doldurur ve ağzıyla tutarak yukarıya çıkar, köpeği sular. İşte Allah (c.c.) bu kulunu övmüş ve günahlarını bağışlamıştır”. Bunun üzerine sahabîler: “Hayvanları sulamakla bize de sevap var mıdır?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v.), “Yaşamakta olan her canlıyı sulamakta sevap vardır” [Tecrid-i Sarih Terc. ve Şerhi, 7, 223] buyurmuştur.

Hayvanlara kötü davranmanın insanı Cehennem’e götüreceğini bildiren Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.), “Bir kadın kedi yüzünden Cehennemlik olmuştur: Kediyi bağlayıp bir şey yedirmediği gibi, yerden haşere yemesini de engellemiş, su da vermemiş ölümüne sebep olmuştu...” buyurmuştur. [Buhari, Sahih, Bed'u'l-Halk 16, Cezâ'u's-Sayd 7; Müslim, Sahih, Hacc 66-67; Mâlik, Muvatta, Hacc 90; Tirmizi, Sünen, Hacc 21; Nesai, Sünen, Hacc 113]

İslam dini, insana işkence yapmayı yasakladığı gibi hayvanlara da eziyet etmeyi ve işkence yapmayı yasaklamıştır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “Cenab-ı Hakk’ın, haksız olarak bir serçeyi öldürenden kıyamet gününde hesap soracağını”, [Ebû Dâvud, Sünen, 2, 11] bildirmiş… “Kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavrularının alınmamasını[Buhari, Edebü’l-Müfred, 139] emretmiştir.

Ömer b. Abdülaziz (r.aleyh), hilafeti döneminde valilerine gönderdiği mektuplardan birinde; atların boş yere koşturulup eziyet edilmemesini, bu şekildeki tatbikata kesinlikle mâni olunmasını, atlara ağır gemlerin takılmamasını ve altında demir bulunan yularla eziyet verilmemesini istemiştir. Ömer b. Abdülaziz hazretlerinin bu talimatı, hayvan haklarının koruma altına alınması bakımından son derece önemli tarihi bir örnektir.

Ecdadımız Osmanlılar’ın örfî hukukunda da hayvan haklarının korunduğu ve ihlâl edenlere cezalar verildiğine dair bilgi ve belgelere sahibiz.

Netice itibarıyla İslâm;

- Hayvanların sevilmesini,

- Fıtrî yapılarına uygun işlerde çalıştırılmasını,

- Kaldırabilecekleri kadar yük vurulmasını,

- Yiyeceklerinin zamanında verilmesini,

- Dövülüp işkence edilmemelerini, haksız yere öldürülmemelerini,

- Hastalandıkları zaman da tedavi ettirilmelerini emretmektedir.

 

Go to top