Hocam güneş batıdan doğduktan 120 yıl sonra kıyamet kopacak dır diye bir hadis vb. Var mıdır?

*******

Bu güne kadarki tetebbuâtımızda böyle bir hadise -varsa da- biz rastlamış değiliz. Bundan sonra karşılaşırsak paylaşırız. Ancak yeri geldikçe hep belirttiğimiz gibi, kıyamet alametleri te’villidir; o te’villeri de sadece “anahtar”ı kendisine verilen zevat açabilir / yapabilir.

Bilindiği üzere kıyametin ilmi yalnızca Allah Teala’ya aittir. Bir de istisnai olarak elbetteki O’nun bildirdikleri, bildirilen kadarını bilebilirler. Asıl itibariyle bu hususlar, Hasan Kara dahil, efrâd-ı ümmetten hiç kimseyi çok da ilgilendiren, kendilerine sorulacak olan meseleler değildir.

Görülen o ki, kafayı gene lüzumsuz bir meseleye takmışsın. Sana tavsiyem; bırak “kıyamet masası şefliği”ni de, kendi işinle-kulluğunla meşgul ol. Her an için kendi kıyametine hazır olmaya bak. Zira asıl mesele, kıyamet gününe nasıl hazırlanmamız gerektiğidir.

Bu soruyu, ‘İslâmî-îmanî esaslara hakkıyla inanıp Rabbimizin emir ve yasaklarına dikkat ederek yaşamaya çalışmak’ gibi umumi mahiyette bir cevapla karşılayabilirsek de, mevzu ile ilgili bir hadisle açıklamak elbetteki daha muvafık olur.

Hz. Enes  (r.a.) anlatıyor:

Medine dışında çölde yaşayan birisi (bedevi bir Müslüman) Rasûlullah’a (s.a.v.) geldi ve;

"Ey Allah'ın Rasûlü! Kıyamet ne zaman kopacaktır?" diye sordu. Efendimiz (s.a.v.),

"Hay yazık sana, sen kıyamet için ne hazırladın?" diye sordu. Adam,

"Öyle fazla bir ibadet ve taatim yoktur, fakat ben Allah ve Rasûlünü seviyorum" diye cevap verdi.

 O zaman Efendimiz (s.a.v),

"Sen sevdiklerinle beraber olacaksın" buyurdu. Oradakiler;

"Biz de onun gibiyiz, bize de aynı müjde var mı?" diye sordular.

Efendimiz (s.a.v),

"Evet" buyurdu.

O gün bu müjdeye o kadar çok sevindik ki, daha önce böyle hiç sevinmemiştik. [Buharî, Sahih, Edeb, 95; Müslim, Sahih, Birr, 163]

Malumunuz, gene bir gün Cebrail aleyhisselâm Rasûlullah Efendimize (s.a.v.),

- “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.),

“Bu hususta kendisine soru sorulan sorandan daha âlim değildir” cevabını verdi. (Şu kadar var ki, kıyametten önce meydana gelecek) alâmetlerini sana haber vereyim: Ne zaman satılmış câriye sâhibini (yâni efendisini) doğurur, kim oldukları belirsiz deve çobanları yüksek bina kurmakta birbiriyle yarışa çıkarsa, kıyametin alametleri görülmüş olur. (Kıyâmetin vakti) Allah'tan başka kimsenin bilmediği beş şeyden biridir, buyurduktan sonra: “O saatin ilmi şüphesiz ki Allah'ın nezdindedir. Yağmuru (mukadder olan vakitte ve yerde) O indirir. Rahimlerde olanı(nın mukadderatını) O bilir. Hiç bir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç bir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. şüphesiz Allah (her şeyi) bilendir. Her şeyden haberdardır[Lokmân suresi, 34] ayetini tilavet eyledi. Sonra o zat arkasını dönüp gitti. Rasûlullâh (s.a.v.), “Onu geri getirin “ diye emretti; fakat sahâbîler onun izini bulamadılar. Bunun üzerine Rasûlullâh Efendimiz, “İşte bu Cibril'dir. İnsanlara dinlerini öğretmek için geldi” buyurdu. [Bkz. Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai] Bilindiği gibi hadisin başında İslâm’ı, imanı, ihsanı soruyor ve ashabın öğrenmesine vesile oluyor.

Peygamber Efendimiz de Hz. Cebrail de kıyametin ne zaman kopacağını bilmiyorlar. Nitekim Rabbimiz Rasûl-i zîşânına, “De ki; Onun ilmi / bilgisi Allah nezdindedir, Onun indindedir” [Ahzâb suresi, 63] buyuruyor.

Evet, kıyametle alakalı bilgi, Allah'a mahsustur, onun nezdindedir. Allah Teala bunu, bir hikmete binaen böyle takdir etmiştir. Biz bu hikmetin bir yönünü idrâk edebiliyoruz: Buna göre Hz. Allah, insanlar hep ondan sakınsınlar, şiddet ve dehşetinden korunsunlar, devamlı onu hatırlasınlar ve ansızın gelip çatmasına karşı hazırlıklı olsunlar diye, kıyametin kopacağı günü gizlemiştir. Muhakkak ki bu hazırlıklı olma durumu da, Allah'ın (c.c.) kendilerine iyilik dilediği, kalplerine takva duygusu yerleştirdiği kimseler için geçerlidir.

Kıyametin kopacağının farkında olmayan ve her an onunla karşılaşma şuurunun verdiği uyanıklıktan mahrum bulunan gafillere gelince... Onlar kendilerini aldatıyorlar, Cehennem ateşinden korumuyorlar. Oysa Hz. Mevlâ her şeyi açıklamış, onları ikaz edip tehlikeyi haber vermiştir. Kıyameti, gece ve gündüz her an kopma ihtimali bulunan bir gayb olarak gizlemiş ve Habîbine,Ne bilirsin, belki de o saat yakın (bir zaman)da olur[Ahzâb suresi, 63] buyurmuştur. O, ansızın olacaktır.

Son olarak sözlerimizi yine bir başka ayet-i kerimeyle noktalayalım:

“(Rasûlüm!) Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler”. [A’raf suresi, 187]

Go to top